Aslında...

12.19.2010 § 8

Ben çok rahat bi insanımdır. Yani girdiğim çıktığım yerlerde kasılmam, her türlü insanın ortamına da girerim hiç farketmez. Ama bu aralar, şu zamana kadar hiç olmadığı kadar kasılıyorum bi mekanda. Ve bu beni çıldırtıyo.
Bitek lisedeyken öğretmenler odası denen yere girdiğim zaman hatırlıyorum bu kadar rahatsız adımlar attığımı. E malum o zamanlar bir halt ya süeter giymemek, kravat takmamak. Üzerime bir sürü emanet aparat bulmuş buluşturmuş, kıyafetimi tamamlamış, öğretmenler odasına gidiyorum. Gelde sen kasılma. Ne ameleymişiz. Her neyse. Bide babannem kasar beni böyle. Mesela gezmelerde. Güzel görünmemiz için bizi şeyeder. Malum Çiğdemlerin kızları güzel, uslu, edepli denecek. Özellikle yaşlıların bulunduğu gezme olsun, cenaze olsun... Kasım kasım kasılıyorum. 
Vesselam, bide şimdilerde bu lanet ortam kasıyor beni. Neden bilmiyorum, çakamadım. Her hafta da en az bir kez de bu ortamda bulunuyorum. Rahat olmaya mümkün mertebe vakit geçirip alışmaya çalışıyorum. Çok göt bişey. Olmuyo yahu. Bu ortamdan çıkma gibi bi şansım var tabi ki. Ama o zamanda en büyük arzumdan vazgeçer tüm hobi kariyerimi başlamadan yıkarım. Bırakmıcam. Rahat olucam. Kasılmıcam. Umarım tesadüf edipte bu yazımı o ortamdan biri okumaz. O zaman daha bi kasılır hatta hobimdeki kariyerimi başlamadan yıkarım evet.
Lanet olsun. Şuan niye bunu paylaşıyorum, çünkü birazdan oraya gideceğim, gerginim lan. Belki bi nebze rahatlarım diye düşündüm. Hatta bakim. Rahatlamışım biraz evet. Bok rahatladım, öff. Gidiyorum. Bay.

What's this?

You are currently reading Aslında... at Sana Gül Bahçesi Vadetmedim.

meta

§ 8 Response to “Aslında...”

  • Sami says:

    Ben bişi okumadım.
    :)

  • Glş. says:

    Vay ben öleydim . Hatta öleyim .

  • Niye kasılıp geriliyorsunuz ki, rahat olun. Belki di girdiğiniz ortamlardaki negatif enerji taşıyanların sinyallerini alıyorsunuzdur. Siz ikiyüzlülüğü sevmiyorsunuz. Arkanızı dönseniz .bile nanik yapanları gösterebilirsiniz. altıncı hissiniz güçlüdür sizin. çok hassassınız. Teraziniz patetes soğan tartmıyor. Değerli taşlar tartan bir terazinisz var sizin. Hassas terazi altın mücevher tartar bilirsniz.

    "bu lanet ortam" dediğiniz ortam nedir ki? Sizi bu kadar kasıyor? Umarım ylnış bir soruyla sizi muhatap kılmamışımdır? Sizin yumuşamanız adına, dostluk için bu postu bırakıyorum izninizle..

  • Glş. says:

    Wow.:) Teşekkür ederim. Çok naziksiniz ve iyi hissettiriyosunuz, gerçekten.

    Bu lanet ortam bi klup. Fotoğrafçılık. Aslında kimsenin benle alıp veremediği yok. Hatta herkes iyi davranıyor. Ama o rahatsızlığı hissedersiniz ya hani. Nasıl anlatmalı, bi grubun dışarısında kalmışlık. Bilmiyorum, geriyor beni. Çok geriyor.

    Gelip bana derdin ne deseler, bişey söyleyemem. Bi sebebi yok. Sebep olacak bişey yok. Aslında belki de var ama anlatamıyorum istesemde içimdekileri.

  • Sabah sabah balıkların acıkmış. Onları yemliyeyim dedim. Ne kadar da şirinler...!

  • Az kalsın unutuyordum. balıkları yemlerken aklıma geldi. paylaşayım dedim sizinle. İçinize nedenini bilemediğiniz veya kendinizi yalnız hissettiğinizde beni anımsamanız adına bir küçük öyküçük paylaşayım istedim. Daima yüzünüzün tebessüm etmesi adına;

    Küçük balık, yiyecek bir şey sanıp süratle atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu dudağında... Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü. Neye benzerdi acaba gökyüzü. Balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu ve küçük balık anladı yolun sonunun geldiğini. Koca denizlere sığmazdı, oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız dostlarına değiyordu ister istemez. Bir kedi yalanarak baktı gözünün içine. Yavaşça karardı dünya; başı da dönüyordu. Son kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.
    İşte tam o sırada eğilip aldım onu, yürüdüm deniz kenarına. Bir öpücük kondurdum başına. Sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece baka kaldı, sonra sevinçle dibe daldı gitti. Teşekkürü de ihmal etmemişti, birkaç değerli pulunu avuçlarımda bırakarak. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme: "Neden yaptın bunu?" diye sorar gibiydiler.
    "Bir gün" dedim, "Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük balık kadar çaresiz, son ana kadar hep bir ümidim olsun diye."

  • Glş. says:

    Balıklarımı denize salasım geldi şimdi... :)

    Sevgiye de açlar, sevin onları.:)

    Bu güzel hikayeniz için teşekkür ederim .
    Artık bu ortamda kasıldığımda aklıma siz geleceksiniz galiba .:)

  • İnanın dostluklar sayesinde yaşıyoruz. balıklar da, kediler de, böcekler de dostumuz olamaz mı. Bazen bir arkadaşımızın bize verdiği bir obje bile çok değerlidir.

§ Leave a Reply