Gül Bahçesi

1.12.2011 § 5

  
   Nedir bu sana Gül bahçesi vadetmedim esprisi? O kadar blog adım bile olmuşken, açıklayayım inceden. Belki bilmeyen vardır. 

Ben bu kitabı çok seviyorum. Deborah candır, canandır. Ben bu savaşı, ben bu yenilgiyi, ben bu yaşantıyı, ben bu öyküyü, ben bu anlatımı seviyorum. Ben sana gül bahçesi vadetmedim sözünü seviyorum. Ben hep çok seviyorum.

"Ben kendi gözümün içindeki saç teliyim" diyor. Ne güzelde anlatıyor.



Resmi bilgilerinden sunayım biraz;


İlk kez yayınlandığı 1989'dan günümüze bir kaç kuşağın ilgiyle okuduğu Sana Gül Bahçesi Vadetmedim on altıncı basıma ulaştı.

Içine doğduğu dünyanın kurumlarıyla bağdaşmayı öğrenemeyen, iletişimsizliğin karanlığında yaşayan on altı yaşındaki bir genç kızın öyküsü... Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, deliliği, resmi tanımıyla akıl hastalığını anlatıyor: Deborah kimlik kavramını yitirip içine kapanmış, zengin düşlemi ve mizah duygusuyla yarattığı kendi düşsel dünyasına sığınmıştır. İki dünyanın çatışmaya başlaması, Deborah'ın akıl hastanesine "düşme"sine neden olur. Böylece hastaneleri, doktorları vb. kurumlarıyla toplumun "kurtarma operasyonu" başlayacaktır.

Greenberg'in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı kitap, "akıl hastalarının gizleri" üzerine pek çok ipucu taşırken, toplumun yerleşik değer yargılarına çarpıcı bir eleştiri de getiriyor, böylece "normal" kavramını sorgulamaya götürüyor bizi.

Yazarı : Joanne Greenberg






Sana Gül Bahçesi vaat etmedim, akıl hastası olan Deborah’ın serüvenidir. Deborah kendi dünyasıyla bu dünyanın temelini bağdaştırmaya öğrenemeyen, bunu karanlığına düşen ve sonuç olarak toplum dışı olmuş bir kızdır. Zekası yaşıtlarına göre oldukça fazla kişiliği ise yine erken gelişmiş olup sanat (resim) yeteneği ile çoğunlukla farklı on altı yaşında bir genç. Tim bunları toplamış ve Ben’in penceresine takılıp Gerçek’ten kopma sürecine girmiştir. Daha da ileriye giderek kimlik kavramının yitirmiş, iyice kendi dünyasına gömülmüştür. Ancak içindeki farklı iç güdüler O’nu bir başka düzen arayışına itmiş, genç kızın zengin düşü ve zekasıyla başka bir dünya oluşmuş, yani düşsel bir dünyanın temelleri atılmıştır. Bu dünyanın da kendine ait kavramı, birimleri ve özel bir dili oluşturulmuştur. Ne var ki iki dünya çatışmaya başlamış Deborah’ın yaşamı farklı bir yöne doğru ilerlemeye devam etmiştir. Ve Deborah hem zihinsel hem fiziksel olarak eriyip gitmeye başlamıştır. Bu durumda annesi ve babası kızlarına yardım etme ihtiyacı hissetmişler O’nu bir akıl hastanesine yatırmak zorunda kalmışlardır. Böylece Deborah kendine ait üçüncü bir dünyaya adım atmıştır. Bu süreçte Deborah’ı gerçekten zor günler beklemektedir. Deborah kısa zamanda bunun farkına varmış, güçlü olmak zorunda olduğunu kavramıştır. Deborah için bazen zayıf, bazen güçlü olmayı gerektiren savaş başlamıştır. Çünkü hastalığının gereği iniş çıkışlar hiç bitmeyecektir.

Bu süreçte O’na yardım elini uzatan Dr. Fried’la tanışır artık Deborah’la bu doktor ilgilenecektir. Deborah Dr. Fried’la çalışırken yavaş yavaş kendini sorgulamaya başlar, zor günler bir birini kovalar. Artık hastaneye alışması gerektiğini, ancak burada iyileşebileceğini kavramıştır. Oradaki insanlarla konuşmaya, tanışmaya, arkadaşlıklar kurmaya başlar. Sonuçta ise onlardan daha iyi bir seviyede olduğunu, kurtulabileceğini anlamaya başlamıştır. Dr. Fried’ın desteği ise onu yolunda daha güçlü kılmaya yetmektedir. Böylece bazen ileri bazen geri olan yaşama dönüş süreci oldukça zorlu görünmektedir. Ancak Deborah bir gün iyileşeceğini hayali ile yola devam eder. O’na göre ailesi hiçbir zaman ona istediği sevgiyi verememiş, bu boşlukta ise hastalanmıştır. Ailesinin yapmacık ilgisi, sevgisi onu bu hallere düşürmüştür. Hatta hastalık sebeplerini çocukluk anılarında bile sorgulamaya başlamıştır. Annesi ile görüşmeyi kabul etmesine rağmen özellikle babasını istememiş, hastalık süresince onu hiç görmemiştir.

Bir ara Dr. Fried’den ayrılmış başka bir doktorla mücadeleye devam etmiştir. Ancak ilerleyen zamanlarda Deborah’ın daha kötüye gittiğini doktorlarda fark etmiştir. Deborah ilk geldiği günden daha kötü bir duruma düşmüştür. Bunun üzerine tekrar Dr.Fried’le çalışmaya başlar bu noktada Debırah’ın iyileşme süresinde sevginin olumlu gücü gözlerden kaçmamış, ona beklenen sevgi ve ilgi gösterilmeye çalışılmıştır. Deborh’ı yine zor günler beklemektedir, çünkü her şey yeniden başlıyor ve çatışmalar halen devam ediyordur. Deborah o günlerde resme olan ilgisini daha da arttırmış, sürekli bir şeyler çizmeye başlamıştır. Günden güne daha iyi doğruya gitmiş artık serbest dolaşmaya başlar. Hatta liseyi bitirmek için sınavlara girmeyi aklına koymuştur. Böylece yine zorlu bir savaş başlamış, sürekli ders çalışmıştır. Diğerlerine göre çok daha başarılı olmuş, ancak korkuları hiçbir zaman bitmemiştir. Çünkü ona göre o bir zamanlar akıl hastasıydı ve bunu yeniden tekrarlayacağını düşünüyor ve korkusunu üzerinden atamıyordur.







"Pekala- siz soru sorun, ben de yanıt vereyim - bütün 'semptomlarımı' yok edip beni eve gönderin... Ne kalacak bana o zaman?" dedi.
Doktor sakin bir sesle "Hastalığının belirtilerinden vazgeçmek istemiyorsan, hiçbir şey anlatmazsın" dedi.
 Deborah'ın boynuna bir korku kemendi dolanıyordu. "Gel, otur. Hazır olana kadar hiçbir şeyden vazgeçmek zorunda değilsin. Böyle bir şeye hazır olduğunda da, kaybettiklerinin yerine koyabileceğin bir şeyler olacak."
...

"Adalet uygulanmıyorsa, namussuzluk örtbas ediliyorsa ve inançlarını koruyan insanlar acı çekiyorsa, sizin gerçekliğiniz ne işe yarıyor peki? Helene da Ellis konusunda verdiği sözü tuttu, ben de.Peki sizin gerçekliğiniz ne işe yarıyor?"

"Bak, dinle beni," dedi Furi. 
"Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim..."
...
"ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur!"





Ayrıca filmi de var. 1977 yapımı. Efektler çok komik gelebilir size. Ağzınızı kırarım bak dalga geçmeyin. Ben çok seviyorum. 77de ne bekliyorsunuz sanki.
Bu değerli ve gözüm gibi sakladığım linkleri sizinle paylaşacağım.
Alt yazı yoktur ve ingilizcedir.
Öpüldünüz.



Part 1
Part 2
Part 3
Part 4
Part 5
Part 6
Part 7

What's this?

You are currently reading Gül Bahçesi at Sana Gül Bahçesi Vadetmedim.

meta

§ 5 Response to “Gül Bahçesi”

  • Chippie says:

    bu kitabı seven biriyle karşılaşmak beni çook mutlu etti!

  • Chippie says:

    filminin de olduğunu bilmiyordum biraz araştırıyım

  • Deborah says:

    Çok severim ben bu kitabı. Seveni de severim. Ve seven birisi olduğuna sevindim.

  • Adsız says:

    Bende bugün bitirdim kitabı

    bir blog yazarı arakadaşımın sayfasındaki yorum adın bir an hala etkiden çıkamdım her adı deborah mı okuyorum ne dedim :))

    güzeldi kitap

  • Deborah says:

    Ve bi kişi daha Yr'ye katıldı.

    Ben arada bir okuyup etkisini tazeliyorum.:)

§ Leave a Reply