Pıt, pıt, pıt...

2.10.2011 § 5

 "Dayan!" diye bağırıyor kulağıma şarkı; "Bu badireler de geçici bak inan!". Sonra ben inadına ağlıyorum. "Bak haline yerle bir oldun, oyun değil yaşam." diyor, gözlerimden pıt,pıt,pıt yaş damlatıyorum. Acı çekiyorum.

 Bi adam benle adım atmaya başlıyor ama yarı yolda bianda duruyor. "Denedim yapamadım" diyor. Sinyalleri veriyor. Söyleyemiyor. "Uzatma" diyorum, "Tamam, bitsin, tamam." Sonra sessizce çekip gidiyor. Damarlarım çekiliyor.

 Film izliyorum ağzımı ayırarak. Dalmışım gitmişim. Kitap okuyorum mesela. Müzik dinleyip bağırarak eşlik ediyorum. Sonra bi anda aklıma geliyor. Hsktr çekiyorum. "Bitmişti." diyorum. Bundan böyle yanımda, hayatımda olmayacağını hatırlıyorum. Dudaklarım kıpırtısız kalıyor. Gözlerim iki saniye içerisinde yaşla doluyor. Zaten hep böyle oluyor. Pıt,pıt,pıt...

 Dün geceden beri deli gibi ağlıyorum; gözlerimin içine sıçılana kadar, geberene kadar ağlıyorum.

 Güzelce bi ayrılık oluyor tam da ona yakışır biçimde. Gayet sakin, sessiz, dostça... Anlatıyor bana güzelce. Bak şöyle, bak böyle diyor. "Ayrı hayatlarımız var" diyor. Küçük İskender'in " 'Biz ayrı Dünyaların insanlarıyız' dedi. Aman Allah'ım! Üzüntüden kahrolacağım. Ben iki Dünya olduğunu sanan bi malı mı sevmişim?" sözü geliyor aklıma. Mal diyorum, aptal, hayvan. Sinirimden çatlıyorum. Geberiyorum.


 Sakin davranmaya devam ediyor. Arada espri bile yapıp gülümsüyor. Sende anlat diyor içinden geçenleri, düşüncelerini. Kendisi anlatmaya ve mantıklı konuşmaya devam ediyor. Dostça ve kırmadan bitirmeye çalışıyor. "Bende anlatayım mı? Bi siktir git lan! Ayrılık işte bu! Neyine sakin davranıyosun! Senden ya da benden dolayı, ne farkeder! Kes namal okumayı! İyi ya da kötü şekilde, ne farkeder! Artık yanımda olacak mısın, hayır! Ötesi var mı işte! Hiç bana masum ayaklarına yatma! Ağzıma sıçtın ve gitti işte, o kadar!" Diye bağıramıyorum tabi. Susuyorum. Evet diyorum, haklısın diyorum, doğrudur diyorum. Bunları derken gözyaşımdan nefes alamıyorum. Böylesi daha iyi olacak senin için diyor. "Bok daha" diyorum. Ama içimden konuşuyorum. Sonra bi de "Ne kadar soğukkanlısın" diyor bana. Tümden çıldırıp yastığı yorganı parçalıyorum. Soğukkanlılıkla(!) "Böyle olmak zorunda" diyorum. Sancılı bi ayrılık yaşıyorum. Dün geceden beri yalnızca ölüyorum.

What's this?

You are currently reading Pıt, pıt, pıt... at Sana Gül Bahçesi Vadetmedim.

meta

§ 5 Response to “Pıt, pıt, pıt...”

  • K.C.S. says:

    İnsanların vicdanlarını rahatlatmak için, böylesi daha iyi bak, seni düşünüyorum bıla bıla diye gevelemeleri kadar sinir bozucu birşey yok. Yarana pansuman olabilecek bir kaç kelimem olsaydı ceplerimde verirdim sana. Kelin ilacı olsa kendine sürer demişler (:

  • Deborah says:

    Susup gitmeleri daha az acıtır aslında... Ama vicdanları elvermiyor işte. Daha az acıtmak isterken daha çok yıkıyorlar içimizdekini. Kırılıyoruz.

    Bloguma hoşgeldin. Sefa getirdin.

  • Gözlerinden damlayan yaşlar sevginden mi, nefretinden mi olduğunu insan bazen farkedemez. ama bilir ki sonunda gözyaşları birer napalm bombası olmuş çıkıvermiş. Tanrıya adaletin bu mu diyebilir misin? Diyemessin. Bizim isyanımız Tanrıya değildir. bizim isyanımız ulme karşı, zalime karşı olmalıdır. Fakat gözyaşları başka. Yüreğin tir tir titriyordur aslına bakarsan senin. Öylemi olmalıdır. Sevdiğin kişi zalim olma potansiyelini taşıyorsa eğer, O'na sevgi de besleyemessin, nefret de. Bırek gitsin. Adli ilahi onu sorar, öyle sorar ki O'nun adaletinden sorgu sual edemiyecek kadar adaletini gösterir.

    Eğer adam yan çizmek için kendi aciliğini kekeliyorsa, bırek gitsin. Zaten O seni taşıyamıyor demektir. Zaten O elindeki pırlantanın değerini bilmiyor demektir. Zaten O Sakarlığın kurbanı demektir. zaten o sünepenin tekidir. Gönül bu ya, ona olan saygımızdan bir şans daha vereyim derken hepten kendini bitirmiştir. Sen biten değil yeniden doğansın. Yeniden dirilensin. Asıl abı hayat ve iksir sensin. O ne ki?

    Kist yarası ne ki, önemli olan gönül yarsı. Sen hangi birine ağlarsn ağla her iki yara ve her iki acı, birbirini besler. Doğal olarak bir bitiş gerçekten bir kütaş gibidir. İçin kazınır. Yüreğin parçlnır. Bu bitiş onun yüzünden ise, geride bir pişmanlık yaşanacaksa, işte o zaman pişmanlığın binlercesini O yaşayacaktır. Sen yapı olarak düşünceli, duygulu ve özverilisin. Bu insanlık değerlerini ölçecek akıl karı bir insan aramıyoruz. Gönül adamı arıyoruz. o da sende var. Bundan böyle, iyilik sahibi,sevgi ve şefkatin değerini bilen insan gibi insanlarla karşılaşacaksın.

    Bütün dileğim budur.

  • Deborah says:

    Kızgınlığım nefreti bile getiremiyor ki. Olmuyor. Bi insanı çok yürekten sevip sonradan nefreti kolay kolay yaşayamıyor insan. İsterse canını ciğerini yaksın... Tanrı'ya bir şikayetim yok bu sefer. Allah'ım, bu kadar yarayla kurtardığın için şükür diyorum yalnızca.

    Yan cizeceği başından belliydi zaten. Ama kabullenemiyordum bu sonu. Geleceği günü kestiremiyordum. Düşünmek istemiyordum. Çünkü O hiç bi zaman kendi olamadı. Hep birilerini düşünerek yaşıyordu. Hep birilerinin işine koşturuyordu. Hep o sevilen, cana yakın, insanları düşünen bi kişilik oldu. Bana "Yalnızca senin yanında kendim olduğumu hissediyorum" demişti. Ama gene de başkalarının istediği insan olmak ağır bastı. Benim deli dolu, züppe hayatımı sığdıramadı kendi dünyasına. Benim duygularımın, yaşadıklarımın ağırlığını kaldıramadı. Zaten benle bu hayatımı paylaşmıyorsa, zaten benle hayatını paylaşmıyorsa; yanımda olmasının bi manası yoktu, böylesi en iyisiydi. Hiç bi zaman yapamadı. Bi süre sonra evlenip gidecektir. Yaşı yaşına, mesleği mesleğine, hayatı hayatına uygun, tekdüze, duru bi ilişkisi olacaktır. O'na en içten dileklerimle mutluluklar...

    İkiside birbirini besledi, evet. İkiside zamanla geçecek nasılsa. Sabrediyorum. Belki birgün, ruhumu görecek, sevgimi taşıyacak, deli dolu hayatıma sığacak, hayatımı hayatına sığdıracak birini bulurum. Kim bilir. Ama aramayı bırak, gelene kendimi anlatmaya bile taakatim kalmamış ki...

    Tanrının size de verdiği mutluluğu ve huzurlu hayatı hiç bir zaman bozmaması dileğiyle.

  • Seven insan zaten nefret etmez ve kin duymaz. Nefsinin esiri olmaz. Sadece acır O'na. Olacak olanları O'nun bakışlarındaki ışıltıdan bilirdiniz zaten. Biliyordunuz da. ama kıyamadınız ilk önce yüzüne vurmayı.

    burgün birini bulmak ya da birinin seni bulması, ne senin iradenle, ne de onun iradesiyle mümkün olmayacaktır. Sadece hayatını özelleştirecek ve seni kimyanla buluşturacak, hayatın anlamını tılsımlayacak ruh senin iraden ve O'nun iradesiyle bir koordinatta buluşturma gücü sonsuz irade sahibi Allah'ındır. Bize düşen en hayırlısını ummaktır. Herşey için en hayırlısını dilemektir.

    O zaman biz ne iş yapacağız. Biz de pozitiflerimizi bir tarafa, negatiflerimizi birtarafa yazacağız. Pozitiflerimizi çoğaltacağız. Negatifleri azaltmak için uğraşacağız. Sonra da kazanımlarımızı dostlarımızla paylaşacağız. Yalnız olmadıklarını hissettireceğiz.

§ Leave a Reply