8.15.2011 § 4


 Deborah'in düşü, kış karanlığının çökmesiyle başladı. Bu karanlığın içinden yumruk olmuş kocaman bir el uzanıyordu. Kemikleriyle kasları arasında karanlık çukurlar olan, güçlü bir erkek eliydi bu. Yumruk açılıyor, upuzun avucun içinde 3 kömür parçası olduğu görülüyordu. El, yavaş yavaş kapanıyor, korkunç bir basınç oluşturuyordu. Bu basınç beyaz bir ısı yayıyor, ısı git gide artıyordu. Çökertici, ezici bir zaman duyumu oluşuyordu. Deborah nerdeyse dayanma noktasının ötesinde, bütün gövdesiyle kömürlerin acısını duyumsuyordu sanki. Sonunda ele, "Yeter! Buna bi son ver artık! Bu kadarına taş bile dayanmaz, taş bile...!" diye bağırıyordu.
 Moleküllerden oluşmuş hiç bir şeyin dayanamayacağı kadar uzun gelen bir süreden sonra, yumruğun içinden kaynaklanan işkence hafifliyordu. Yumruk yavaşça dönüyor ve ağır ağır açılıyordu.
 Üç elmas parçası.
 Kocaman avucun içinde, ışıltılar saçan, üç tane saydam parlak elmas parçası duruyordu. Boğuk bir ses, "Deborah!" diye sesleniyor, sonra sevecen bir tonla, "Deborah, sen böyle olacaksın." diyordu.


(Sana Gül Bahçesi Vadetmedim)

What's this?

You are currently reading at Sana Gül Bahçesi Vadetmedim.

meta

§ 4 Response to “ ”

  • Korkudan benim ödüm patladı biliyor musun.. Bu durumda hiç bir elmas parçasını göremem ben. Sen zaten bir elmassın. Bir ışıltılı pırlantasın.

  • Deborah says:

    Siz de bir kömürü elmas parçasına dönüştürebilecek kadar değerli ve yetenekli bir elsiniz.

  • JG says:

    Şu kitabı o kadar çok okumak istiyorum ki... Uzun zamandır. Sanırım artık buna bir son vermeli.

  • Deborah says:

    Pazar günü, kendini kitapla ödüllendirmek için güzel bir gün.

§ Leave a Reply