Archive for Eylül 2011

Hayvan Mezarlığı

9.06.2011 § 5

-"Tanrı'ya şükürler olsun ki, acı çekmedi, Louis, hiç olmazsa çabuk oldu."
-"Evet, çabuk oldu, çabuk oldu, hiç kuşkun olmasın. O yüzden tabut kapalı zaten. Mağazalardaki mankenler gibi giydirilmesini ve makyaj yapılmasını isteseydik bile Gage için yapılacak bir şey yoktu. Çok çabuk oldu, Missy. Bir dakika önce yoldaydı, bir dakika sonra da yatıyordu. Ama ta Ringerlerin evinin orada. Tanker oğlana çarptı, öldürdü, sonra da sürükledi, inan ki, çok çabuk oldu. Yüz metre kadar, bir futbol alanı yani, ardından koştum Missy. Durmadan adını tekrarlıyordum. Sanki hâlâ sağ olabileceğini umuyormuşum gibi. Üstelik doktordum ben. On metre kadar ilerde beysbol şapkası vardı. Yirmi metre daha koştum, ayakkabılarından birini gördüm, kırk metre ilerdeydi tanker, Ringerlerin samanlığının ötesinde devrilmişti. Millet evinden çıkıyordu, bense durmadan oğlana sesleniyordum Missy. Elli metre çizgisinde kazağı vardı, ters yüz olmuştu, yetmiş metre çizgisinde öteki ayakkabısı, az ötedede Gage'in kendisi vardı..."
"İnsanın yüreğinin toprağı daha da taşlıdır."

-Alıntı- 
Hayvan Mezarlığı / Stephen King


Adı Mihriban

9.02.2011 § 4

  Kadının adı Mihriban'dı. Yüzü, türkülerdeki hüznü hatırlatırdı. Küt siyah saçları, bembeyaz teni, incecik beli vardı. Sanarsın gül dalıydı. Sevdalanmıştı. Anlatırken dudaklarında acı bir gülümseme belirirdi, narin parmaklarını yüzüne kapatır ağlardı. Sevmişti, yollara düşmüştü, kavuşamamıştı. Günlerce yas tutmuştu Mihriban. Acısı dinmemişti. Gün gelmişti, bağlamıştı babası kırmızı kurdeleyi o ince beline. Artık başkasının kadınıydı.
  Türküler bile yalan söylüyordu ona. "Oğlun - kızın olsun hele" diyordu; "Unutursun Mihribanım." Oğlu - kızı olmuştu Mihriban'ın; unutmamıştı Mihriban.
  "Gün gelir azalır sevgin" diyordu türkü; "Unutursun Mihribanım." Yıllar gelmiş geçmiş, sevgisi azalmamıştı Mihriban'ın.
  Kadının adı Mihriban'dı. Yüzündeki acı bana türküleri yaşatırdı. İçimden biri unutursun Mihriban'ım diyordu. Mihriban unutmayacaktı.