Archive for Ocak 2012

Hanımeli

1.28.2012 § 3

   Geldiğinde neşesini kaçırdın gamzelerimin de, neden giderken beraberinde götürmedin hüzünlerimi? Şafaklar geçti nefesinin garip kokusunu içime çekmeyeli. Nicedir avuç içlerin yanağıma değmiyor. En son ellerini tuttuğumdan bu yana kaç kez solup açtı hanımeliler, sayabildin mi? Korkular kaldı bana yağmurlu gecelerde, olur ya göğün gürültüsünden korkar da uyuyamazsan diye. Fazladan bir bardak çay kaldı masamda soğuyan, seni bekleye bekleye. Dudaklarımda bir piçin kimsesizliğini bıraktın, kulaklarımda çarpılan kapıların çınlamasını. Adsız özlemler büyüttüm hırslandıran aşkımı. Ben, senden bu yana kimseden alamadım hırsımı. 

Konuşma, Sevme

1.24.2012 § 1

Çok konuşma.
Konuşursun.
Konuştuğun şey doğruysa gıybettir,
yalansa iftira.


Çok sevme.
Seversin.
Sevdiğin şey kalpse aşktır,
bedense zina.

Hatır

1.20.2012 § 2

Yanlış birşeyler var. Bir türlü hatırlayamayıp beynimi zorladığım anlar. Anılar var. Kimisi hiç silinmeyen. Kimisi kesik kesik, bozuk bir musluk gibi damlayan arada bir. Kimisi siktir olup gitmiş aklımdan. Gözlerimi kapatıyorum. Hatırlamam gerek. Beynimi zorluyorum. 

Biraz yorulmuşum. Öğlen vakitleri. Güneş tepede. Hava biraz soğuk gibi. Titriyorum.

Hatırlayamıyorum. Şarkı açıyorum eskilerden. Hatırlatsın diye. O zamanlar kullandığım parfümü çıkarıyorum dolaptan. Sıkıyorum odaya. Yum gözlerini. Düşün. Şarkıyı düşün. Bu kokuyu düşün. O günü düşün. Hatırla. Tarihini hatırla. Yakasına dokunup söylediğin sözleri hatırla. Yüzleş artık bunlarla. Yüzünü hatırla.

"İstersen vazgeçelim?"
Sürekli birileri arıyor. Telefonum hep çalıyor. Müzik çalıyor arkada. Çok yüksek.
"Hayır, devam edelim."
Duvarlara sinmiş ağır bir sigara kokusu. Birisi henüz 10 dakika önce içilmiş. 
Biraz soğuk. Üşüyorum. Ya da korkudan titriyorum. Hatırlayamıyorum.
İzler var. Kesik kesik. Etlerim kesik kesik.
Tarih neydi? Hangi tarihti? Hangi yıl, hangi aydı? Ayın kaçıydı? Hep yanlış hatırlamışım. Hatırlamalıyım. Havalar yeni ısınmaya başlıyordu sanki? Hâlâ biraz ayaz. Mart mıydı? Nisan? 
Müzik çok gürültülü. Çok yüksek.
Arada bir kulağıma eğilip birşeyler söylüyor. Sesini hatırlıyorum.
Duvarlar hangi renk? Açık mavi? Açık sarı? Belki de beyaz. Anımsayamıyorum.
Soğuk diyorum; titriyorum. Heyecandan? Korkudan? Soğuktan?
Sürekli seviyorum. Sürekli sevdiğimi söylüyorum. Sürekli seviliyorum. Belki de en çok bunda yanılıyorum.
Kırmızı. Her yer kırmızı. 

Susuyorum. 
Susuyorum.
Susuyorum.
Ecelime susuyorum.
 
Kapı çalıyor. Gözlerimi açıyorum. Koku uçmuş burnumdan. Şarkı bitmiş. Anılar silinmiş. Bir iki damla düşüyor yanağıma. Hatırlayamıyorum.

Gün

1.13.2012 § 0

  Bazen; gece olup bitenleri yastığına bulaşmış siyah boyalardan hatırlarsın sabah uyandığında. Uyku sersemi gerinirken yarıda omuzların düşüverir. Yıldırım düşer beynine. Uyku mahmurluğunun yerini ağır bir acı alır. Uykun açılıverir bir anda. Sabahın kör vakti. Gözünü dikersin tavana. Gözlerini kırptıkça göz kapakların ağrır, şişmiş gözlerine usul usul kapanır. Ağlayıp uyuyakalmak istersin tekrar. Dışardaki koskoca dünyaya katılmak istemezsin. Bir tek insan olsun istersin soğuk yatağında. Ve Onla orda öylece ölmeyi dilersin. "Yalnız ölüyorum" dersin; "Ağzıma sıçtın, ölüyorum."

  Perdeleri açmazsın. Loş odana perdenin ardından nahoş bir güneş süzülür. İlk bulduğun şeyleri üzerine giyer, kapıyı çeker çıkarsın; insanlar sokağa dökülmeye başlamış. Gördüğün ilk tanıdık insana günaydın derken sesin titrer. Boğazını temizlersin. Gün boyu sadece bir kaç günaydınla yetinirsin. Yalnız başına oturur, yalnız başına kalkarsın. İnsanlar ne konuşur, ne anlatır; anlamazsın. Her söz uğultu. Her laf gürültü. Her yüz riyakar. "Ölüyorum" dersin; "Kalabalıklar içinde yapayalnız ölüyorum."

  Akşam evine gelirsin; bir iki kuru lokma, müzik sesi, çalmayan telefonlar. Sigaraya boğulursun. Gece çökünce kederinden lâl olursun. Saatler sonra yavaşca kapanmaya başlar gözlerin. Öncekinin aynısı olacak güne uyanamamak için dua olur dökülür sözlerin. "Ölüyorum." dersin; "Ölüyorum. Hergün diri diri toprağa gömülüyorum."

ellerin

1.04.2012 § 5

   Hiç bir zaman var olamayacak köpeğimin, etrafımdaki bir çok insandan daha değerli olacağını anlatıyordum sana. "Öyleyse" demiştin bana; "O insanları temizle etrafından. Böylece köpeksizlik koymaz sana."

   Etrafa hiç olduğun zaman bir piç gibi bana geliyordun. Bunu biliyordum çünkü dokunulmaz yerlerine yalnızca ben dokunuyordum. Ne zaman içinde bir yenilgiye uğrasan koynumda bitiyordun. İhanetlerini alıyordun yanına. Utançlarını. Burukluklarını. İntikamlarını. Hırslarını. Yalnızlığını. Hastalıklarını getiriyordun bana. Bunu yapıyordun çünkü benim iyileştireceğimi biliyordun. Bunu yapmazsam zehirlenip ölüyordun. Usulca yanıma sokuluyordun. Seni sevmem için kendini bana bırakıyordun. Sigara sinmiş tenini seviyordum. Hırslarını sindiriyordum. İhanetlerini siliyordum. Yalnızlığını piç ediyordum. Elini tutuyordum, ellerini. Ellerini seviyordum ben senin. Utançlarını okşuyordum. Başarılarını takdir ediyordum, bin yapıyordum biri. En çaresiz anlarında büyüyordun gözümde ve sen Tanrı kesiliyordun.  Bu böyle oluyordu çünkü en çaresiz anların, kapıdan çıkıp giderken ben mesela, samimiyetini adeta yüzüme fırlattığın yegane zamanların oluyordu. Ben sana bu anlarda tapınıyordum. Bu yüzden gidemediğin tek kişi oluyordum. Seni yenilgilerinle seven. Çaresizliklerinle. Güçsüz hallerinle. İhanetlerinle. Ve kimsenin görmediği o yüzünle. Seni sana rağmen seviyordum. Senden gidemiyordum. Bunu biliyordun çünkü başka kimse için ölmüyordum.

Ölü

1.02.2012 § 0

"Yaz" dersin; Başımda bir Tanrı gibi bana ilk emrini verirsin. 
 Adamım söyle, sen mutlu oldun mu?
Ellerim hep başkalarını yazar. Okunur kaybolur. Seni yazarsam destan olur. 
 Bu deli kadını unuttun mu?
Dilim hep başkalarını konuşur. Sonra adları unutulur. Senin adını anarsam beynimde yankı olur, dilim tutulur. 
 Sevdin mi gerçekten, ah seviştin mi?
Nice aşkların kokusu burnuma çalınır geçer. Senin kokun çıkmaz tenimden, bedenim senle çürür toprak olur.
 Söyle onları da öptün mü?


 Ne acı, yazık.

Sayın

§ 10

   Ağlak günlerde mutlak acılar çekiyorum. Duvarlar alkollü. Şarkılar sarhoş. Ben leyladan beter olmuşum, aşkla ağzımın tadı mayhoş. Çiçekler solmuş. Sigaram sönmüş. "Sayın Bayım! Önemli olan bu acıları ayıkken çekmektir."