Gün

1.13.2012 § 0

  Bazen; gece olup bitenleri yastığına bulaşmış siyah boyalardan hatırlarsın sabah uyandığında. Uyku sersemi gerinirken yarıda omuzların düşüverir. Yıldırım düşer beynine. Uyku mahmurluğunun yerini ağır bir acı alır. Uykun açılıverir bir anda. Sabahın kör vakti. Gözünü dikersin tavana. Gözlerini kırptıkça göz kapakların ağrır, şişmiş gözlerine usul usul kapanır. Ağlayıp uyuyakalmak istersin tekrar. Dışardaki koskoca dünyaya katılmak istemezsin. Bir tek insan olsun istersin soğuk yatağında. Ve Onla orda öylece ölmeyi dilersin. "Yalnız ölüyorum" dersin; "Ağzıma sıçtın, ölüyorum."

  Perdeleri açmazsın. Loş odana perdenin ardından nahoş bir güneş süzülür. İlk bulduğun şeyleri üzerine giyer, kapıyı çeker çıkarsın; insanlar sokağa dökülmeye başlamış. Gördüğün ilk tanıdık insana günaydın derken sesin titrer. Boğazını temizlersin. Gün boyu sadece bir kaç günaydınla yetinirsin. Yalnız başına oturur, yalnız başına kalkarsın. İnsanlar ne konuşur, ne anlatır; anlamazsın. Her söz uğultu. Her laf gürültü. Her yüz riyakar. "Ölüyorum" dersin; "Kalabalıklar içinde yapayalnız ölüyorum."

  Akşam evine gelirsin; bir iki kuru lokma, müzik sesi, çalmayan telefonlar. Sigaraya boğulursun. Gece çökünce kederinden lâl olursun. Saatler sonra yavaşca kapanmaya başlar gözlerin. Öncekinin aynısı olacak güne uyanamamak için dua olur dökülür sözlerin. "Ölüyorum." dersin; "Ölüyorum. Hergün diri diri toprağa gömülüyorum."

What's this?

You are currently reading Gün at Sana Gül Bahçesi Vadetmedim.

meta

§ Leave a Reply