Archive for Temmuz 2012

Utançtır sen'li sevda

7.21.2012 § 2

   Gök gürültülerinden utanıyorum. Sevdiğim filmlerden, içtiğim çaylardan... Kırmızı sigara paketimden. Ve renklerden utanıyorum senin yüzünden; siyahtan, maviden. Bana benzetmeye çalıştıklarından utanıyorum. Beni oldurmaya çalıştığın karakterden... 
   Babalardan utanıyorum; oğullardan. Meleklerden utanıyorum. Tahta masalardan, buğday tarlalarından, dostlarımdan, ucuz orospulardan, erkeğini arayan küçük kadınlardan, göğün mavisinden, kalemlerimden, denizin yıldızlarından... Ölen bebeklerden utanıyorum. Acıları bile boşa meşgul ediyorum, acılardan utanıyorum. Dillerden, kelimelerden utanıyorum; ellerim, sevgilim, ellerimden utanıyorum. Senin için hepsine yıllardır tek tek mahçup oluyorum. 
   Uyurken susmayan dillerden, tan yelinden, pencere önünde uçuşan kuşlardan, kitaplardan, tuz buz olan camlardan, komşulardan utanıyorum. Güncelerden utanıyorum; adının geçtiği. Beynimi uyuşturan buzlardan, köpek ulumalarından, yolculuklardan nefretle utanıyorum. Tren garlarından, çay şekerlerinden, evlerin çatılarından, neşeli çocuklardan, kinci yaşlılardan... Unutmalardan ve yeniden hatırlamalardan... Tırnak izlerinden utanıyorum vücutlarda dolaşan. İhanetlerden utanıyorum. Ama en çok da aşklardan.
   Varlığında yaşadığım, yokluğunda tattığım her duygudan, her ışıktan, her varlıktan, her yaratıktan utanıyorum. Ve her doktor, ve her fotoğraf, ve her yatak, ve her mektup, ve her melodi... Bende sevdiğin fakat başkalarında yaşatmaya çalıştığın cılız anıları aciz ruhuna hediye etmiş olmaktan utanıyorum. Senden utanıyorum.

New-born-porn

7.08.2012 § 1

   Hassiktir! diyorum. İçimden. Çift "s" ile. Bir kadın, çıplak. Karnı şiş, hamile. Başında bir adam, eli kadının mahreminde. Gece kesin kabusunu göreceğim. Sigaranın biri bitmeden ateşiyle ötekini yakıyoruz. Pür dikkat filmdeyim. Kadın çığlık çığlığa, doğuruyor. Adamın sırtı dönük, yüzünü göstermiyor. Film izleme teklifini reddetmeliydim. Bebeğin başı görünüyor. Kadın feryadı basıyor. Ya da iyi ki reddetmemişim. Gece bunun kabusunu göreceğim. Gece kesin kabus göreceğim. Bebek anne karnından çıkıyor, göbeğinde kordonu... 


   Sahnenin bitiminde kendimi kasmaktan kan ter içinde kalıyorum. Tepkimi 5 dakika sonra verebiliyorum. "Lan," diyorum gözlerimi bir metre ayırarak: "Newborn Porn diye bir şey gerçekten var mı?" Cevabını bilmiyoruz. Çocuk pornosunu geçtik, bu bir yeni doğan pornosu. Biri enjektörle kanımı damarlarımdan çekmiş gibi. 


   Adam yeni doğan bebeği ters çeviriyor. Tabi, göbek bağını kestikten sonra. Anne olanları kan ve ter içerisinde izliyor. Bebeğin poposuna bir iki şaplak indiriyor adam. Bebek ağlamaya başlıyor. Ve pornonun geri kalanında da ağlamayı hiç kesmiyor. O yeni nefes almaya başlayan minik bedenin, dünyadaki ilk bir kaç saniyesinin ardından, çekebileceği en büyük acıyı çekerek ağlamaktan nefesi kesiliyor. Bu filmi izledikten sonra insan günlerce porno izleyemez diye düşünüyorum. Aklıma izleyebilecek bir insan geliyor, bu düşünceden vazgeçiyorum.


   Filmin bitiminde kendimi kasmaktan diş etlerim ağrıyor. Aklıma gelen ilk şey; senaristin nasıl bir hayal gücüne sahip olduğu. "Lan," diyorum: "Bu filmi yazan insan mı?" Kendimi kötü bir insan zannediyordum. En kötüsü değilmişim. Aman ne rahatladım. İnternetten araştırıyorum, new-born porn diye bir bok yok. Filmin kurgusuymuş. Aman ne rahatladım.


   İnsanoğlu müthiş bir zekaya ve hayal gücüne sahip. Önemli olan neyin üzerine düşündüğü ve hayal kurduğu. Kiminin aklının almayacağı şeylere, birilerinin gücü yeter. İş sapıklık ve sapkınlığa gelince, önümüzde saygıyla eğilir tüm yaratıklar. Filmden olağan dışı sonucu çıkarıyorum: En kötüsü değilmişim. Aman ne rahatladım. Bu arada; geceyi kabus görmeden bitirdim.