Archive for 2013

Son Veda

12.06.2013 § 2

Sizin için mi öleceğim sanıyorsunuz? Aşklarım için mi? Ya da en sevdiğim insanlar uğruna mı? Beni yaşatmayan insanlar yüzünden öleceğim. Sorumlular, bana kalp ağrısı yaşatan tüm canlılar.
Bu size ders olsun, dostlarım. Olsun ki, daha fazla insanın canını yakmayın. Daha fazla kıymasın birileri canına. Çoğalmasın üzüntüler. Aynalara bakıp ağlamasın birileri. Geceler daha uzun olmasın birilerine. Koskoca dünyaya sığdıramadığınız o insanlar, bi avuç suda boğulup gitmesin. Ders olsun, dostlarım. Uyku nedir bilmeyen, hayatı boyunca gülmeyen insanlara acısın Tanrı. Acısın ki, her gün ölümü yaşatmaktan vazgeçsin.
Duygular, dostlar... Beni duygularım öldürüyor. Sanmayın, insanlar yüzünden kıyıyorum geleceğime. Insanların yaşattığı duyguları sevmiyorum ben. Onları hissetmesin istiyorum daha fazla ruhum. Bi bakışla can çekişmeye tahammül edemiyorum bundan böyle. Bi sözle içimde alevlenen, dünyayı yakacak kadar kuvvetli ateş sönsün istiyorum. Sırtıma inen, ciğerimi delen bu acılar dinsin istiyorum. Bi sese bağlanmak, bi kokuya tapmak ve sonra kaybetmek istemiyorum daha fazla.
Tanrı pişman olsun istiyorum, olsun ve daha fazla yük yüklemesin kuklalarına. Gece gündüz ağlayarak edilen duaları artık kabul etsin, kırmasın kullarını.
Har vurup harman savurarak kullanmasın insanlar acıtan kelimeleri. Üzmesinler birbirlerini.
Tanrı bile acımazken bize, ne aciz bi haldeyim ki acıtmasın istiyorum insanlar bizi. Işte bu yüzden veda istiyorum, el-veda olsun bir daha söz söylenmesin diyorum.
Hoşçakalın dostlarım.
Nasıl istiyorsanız öyle kalın beni acıtan insanlar.
Vicdanın sızlasın hayat.

11.28.2013 § 0

Ölümü dilemekten vazgeçtim
çok zaman önce bir sözle
Ama bari
Yaşam dileğimi
kabul etseydin be

Şimdi,
Ne yaşıyabiliyorum
Ne ölüyüm.

Dualarım birbirine karıştı
Nihayetinde,
Ölüyorum diri diri.

Gardrop

11.13.2013 § 0

Bi gardroba girip orda yaşamak istiyorum.
Orda ölmek istiyorum.
Bi gardroba girip orda ağlamak istiyorum.
Kapağı hep kapalı olsun istiyorum.
Gözlerime ışık değmesin istiyorum.
Kimse beni bulmasın istiyorum.

Sayfalar

10.11.2013 § 0

Yazamıyorum. Allah belamı versin. Geberene kadar sigara içiyorum, gebermiyorum. Kitaplar dağınık. Her gün farklı birini okuyorum, sayfalar yüzüme tükürüyor, hiç birini bitiremiyorum. Kelimeler ağzımda büyüyor, tekrar tükürüyorum. Beynim sindirmiyor. Oyunlar devam ediyor. Tuana ağlıyor, baharlar gelmiyor. Verilen sözler tutulmuyor. Olmuyor, Adamım. Tren her gün rayları yalıyor, ben odamdan bile dışarı çıkmıyorum. Raylar benim işime yaramıyor. Raylar bana sırıtıyor. Kelimeler bulantı veriyor. Ve ben, ben yazamıyorum. Aynalar başımı döndürüyor, bakamıyorum. Yüzüm büyüyor gözümde, dünyaya sığamıyorum. En sevdiklerimden biri hapis, mektuplarla kokusunu duyamıyorum. Duvarlar soğuktur diye baharlarımı yolluyorum. Bi sıçan gibi kapana kısılıyorum kuyruğumdan. Nelerden söz ettiğime dair bi fikrim bile yok. Geberemiyorum, geberemiyorum!

Koş

9.25.2013 § 0

   Kadını yalnızca otuz saniye boyunca görüyorum. Kucağımda bir çocuk, kollarım ağrıyor. Çocuk ölümsüz, çocuk güzel. Ben çirkin bir suratla dolaşıyorum. Gideceğim yere varmak üzereyim. Kadın görüyorum, yalnızca otuz saniye. Bir cümle kuruyor kadın, yalnızca iki kelime. Kucağımdaki çocuğa bakıyor; "Neden yürümüyorsun?"
   Çocuğun gözleri doluyor, ağlamıyor. Benim sözlerim doluyor. Ama söylemiyorum. Kadına "Orospu!" diye bağırıyorum, içimden. Çocuk içinden ağlıyor. Ölümlü olduğunu hatırlıyor. Sinirimden sıkmışım kollarımı, çocuğun canını acıttığımı farkettiğimde gevşiyorum. "Orospu, orospu, orospu!" Kadının göz etrafındaki kırışıkları beliriyor. Çünkü gülümsüyor Orospu. Koşmak istiyorum; koşmak, koşmak... Çocuk benden daha çok istiyor bunu; sadece koşmak... İkimiz de yapamıyoruz. Benim kollarım yükü taşımakta zorlanıyor, çocuğunsa kalbi. Arkamda bir kaç orospu sıra olmuş, onlar da gülümsüyor. Orospular çoğalıyor. Otuz saniye uzuyor. Çocuk ağırlaşıyor. Terliyorum. Kadına değil de, çocuğa sorunun cevabını nasıl vereceğimi düşünüyorum. "15 lira 35 kuruş." diyor Orospu. Parayı uzatıyorum, Orospunun verdiği para üzerini ve fişi cebime tıkıştırıyorum. Çocuk kucağımda, uzaklaşıyorum.
   Kucağımda çocuk, sadece çocuk, küçük bir çocuk. Sıradan bir gün, ucuz bir sokak. Kadının yanından uzaklaşınca bana bakıyor; "Ben büyüyünce yürücem, dimi?" Hızlı adımlarla ilerliyorum. Bunun imkansız olduğunu çocuğa söyleyemiyorum. O'nu daha sıkı sarıyorum. Otuz saniyede tüm dünyamı siken kadına sövüyorum. Çocuğun hayatını siken Tanrıya sövüyorum. Artık koşuyorum.

9.18.2013 § 0

Yaşıyoruz.
İyi değiliz,
belki olacağız.

Tanrı hepimizi siktir etmiş.

Bağımlı

4.14.2013 § 0

   Farz et ki ana rahmine küfrediyorum. Farz et ki doğduğum şehre. Burada, ciddi bir şeyler söylüyorum! Amniyon sıvısı azalmış bebekleri dünyaya gönderiyorsunuz. Yaratıklar darbe almış doğuyor, hazır. Rahmin ağzını yırtıyor, annesinin ağzına sıçıyor ve dünyaya doğru fırlıyor. Sonra madde bağımlısı oluyor, hepiniz gibi. Siz bağımlısınız. Nikotin, alkol, kimyasal, kenevir bağımlıları gibi; misal. En tehlikeli olanınız oksijen bağımlısı olanlarınız. Yani hepiniz. Siz, insan parçacıkları! Sarhoş değilim ve beni dinlemek zorundasınız. Çünkü ciddi bir şeyler anlatıyorum, evet. Diyorum ki; oksijen bağımlısı, sizler... Bağımlı insanları gördüğünüzde ortalığı yıkıyorsunuz. Kokutma şu odayı, alkol bünyeye zararlı, esrar kullan ama kimyasala bulaşma, kimyasal kullan tamam ama bağımlısı olma. Bunları söylerken doğduğunuzdan beri bağımlı olduğunuzu bilmiyor musunuz? Oksijen olmadan beş dakika bile yaşayamıyorsunuz. Tanrı'nın taşak geçtiğini hiç mi görmüyorsunuz? Bunca yaşamdan sonra altın vuruşu hakediyorsunuz.

Basit

3.19.2013 § 1

  Basit, çok basit aşk. Anlaşılır. Tekdüze. Yüzünde başlar, tavanda devam eder, bir duvarda son bulur. Hepsi budur. Basit aşk, çok basit.
  Başlarda yüzüne bakar; doyamaz gibi, hep bakacakmış gibi, son bulmayacakmış gibi. Sonraları işi biter bitmez sırt üstü uzanıp tavana bakarak düşüncelere dalar; gitmesi gerektiğini bildiği halde durur gibi, ölür gibi. Arkasını dönüp yattığı, duvara kitlendiği vakit de anlarsın usulca kalkıp gitmen gerektiğini. Yine de kapıyı çarpıp çıkarken kullanırsın tüm kuvvetini.
  O farklı kadın "sizin bildiğiniz kadınlar"a döner. Sadık erkeğinizin terli sırtına "hepiniz aynısınız" cümlesi yapışıverir. Basit biter aşk, çok basit. Erkek gider, kadın gider. Yenilerini beklersiniz. Gelenin "yüzüne bakıp" gülümsersiniz. Sonraki aşamaları beklersiniz. Sever gibi...

Dördüncü

2.10.2013 § 4


Kapaklanıyorum ellerime
Avuçlarıma suratımın izleri dökülüyor
On parmak yetmiyor
yüzümün isini kapatmaya.
Kirpiklerim bir bir kapılıp gidiyor
göz pınarlarımdan gelen dalgalara.

Dalgalar kara deliğe dönüşüyor,
bak;
eriyor ve kayboluyor yüzüm!
Kanı çekiliyor dudağımdaki her sözün.
Yok olmadan önce ezberle göz bebeklerimi
Gırtlağına yapışır yoksa
ölüm kokulu hüzün.

Camlar kırılıyor
Camlar tuz buz
Bu gün
bir gün daha öldüm.
Bir kez
çok kez
son kez sarıl balık bedenime sevgilim.
Yirmi yıl kadar geç kaldı ölüm meleğim
Üç kere çağırdım,
dördüncüsünde boynuna sarılıp
O'nunla sonsuzluğa gideceğim.

Oksijen

2.02.2013 § 2

   Doğduğumuzdan beri oksijene bağımlıyız. O olmadan yaşayamıyoruz. Az alırsan hayatta kalırsın, çok alırsan ölürsün. Tanrı altın vuruşu kendi icat etmişken, intiharın günah olduğunu söylüyoruz. Konuşuyoruz, ardından ölüyoruz. İnsanların bu duruma alışmasını bekliyoruz. Hepimiz madde bağımlısı birer psikopatı oynuyoruz. 
  Gırtlağımızdan içeri dumanları yolcu ederken hiç titremiyor ellerimiz çünkü bir kaç saniyeliğine de olsa oksijen bağımlılığımızdan vazgeçmenin zaferini, Tanrı'nın suratına dumanı üfleyerek kutlamayı seviyoruz. Saniyelik intihar girişimlerinden haz alıyoruz. Bir bağımlılığa 'yaşam' diyoruz, bu bağımlılıktan kurtulmayı başaran iradeli insanlara da günahkar. Her gün karnımıza açtığımız delikten kafamızı içeri sokup "Sesimi duyan biri var mı!" diye sesleniyoruz kendimize. Biz; aklının nerede olduğunu soranlar... Beynimizin gürültüsünden kendi sesimizi algılayamıyoruz. 
   Tanrı, ölüm sayesinde, sevip de sevişememe'yi öğretiyor bize. Yanımızda olmasını istediğimiz kişiyi aklımızdan geçirirken koynumuza bir başkasını almayı böyle keşfediyoruz. Tapınma sevdasıyla sınanan yaratıklar olarak, Tanrı'nın bize kendi ruhundan verdiği tek özelliğimiz olan egomuzu milyarlarca insandan daha çok seviyoruz. Biz Tanrı tarafından yaratılıyoruz, sonunda öldürülmek için.