Archive for Şubat 2013

Dördüncü

2.10.2013 § 4


Kapaklanıyorum ellerime
Avuçlarıma suratımın izleri dökülüyor
On parmak yetmiyor
yüzümün isini kapatmaya.
Kirpiklerim bir bir kapılıp gidiyor
göz pınarlarımdan gelen dalgalara.

Dalgalar kara deliğe dönüşüyor,
bak;
eriyor ve kayboluyor yüzüm!
Kanı çekiliyor dudağımdaki her sözün.
Yok olmadan önce ezberle göz bebeklerimi
Gırtlağına yapışır yoksa
ölüm kokulu hüzün.

Camlar kırılıyor
Camlar tuz buz
Bu gün
bir gün daha öldüm.
Bir kez
çok kez
son kez sarıl balık bedenime sevgilim.
Yirmi yıl kadar geç kaldı ölüm meleğim
Üç kere çağırdım,
dördüncüsünde boynuna sarılıp
O'nunla sonsuzluğa gideceğim.

Oksijen

2.02.2013 § 2

   Doğduğumuzdan beri oksijene bağımlıyız. O olmadan yaşayamıyoruz. Az alırsan hayatta kalırsın, çok alırsan ölürsün. Tanrı altın vuruşu kendi icat etmişken, intiharın günah olduğunu söylüyoruz. Konuşuyoruz, ardından ölüyoruz. İnsanların bu duruma alışmasını bekliyoruz. Hepimiz madde bağımlısı birer psikopatı oynuyoruz. 
  Gırtlağımızdan içeri dumanları yolcu ederken hiç titremiyor ellerimiz çünkü bir kaç saniyeliğine de olsa oksijen bağımlılığımızdan vazgeçmenin zaferini, Tanrı'nın suratına dumanı üfleyerek kutlamayı seviyoruz. Saniyelik intihar girişimlerinden haz alıyoruz. Bir bağımlılığa 'yaşam' diyoruz, bu bağımlılıktan kurtulmayı başaran iradeli insanlara da günahkar. Her gün karnımıza açtığımız delikten kafamızı içeri sokup "Sesimi duyan biri var mı!" diye sesleniyoruz kendimize. Biz; aklının nerede olduğunu soranlar... Beynimizin gürültüsünden kendi sesimizi algılayamıyoruz. 
   Tanrı, ölüm sayesinde, sevip de sevişememe'yi öğretiyor bize. Yanımızda olmasını istediğimiz kişiyi aklımızdan geçirirken koynumuza bir başkasını almayı böyle keşfediyoruz. Tapınma sevdasıyla sınanan yaratıklar olarak, Tanrı'nın bize kendi ruhundan verdiği tek özelliğimiz olan egomuzu milyarlarca insandan daha çok seviyoruz. Biz Tanrı tarafından yaratılıyoruz, sonunda öldürülmek için.