Archive for Aralık 2014

Tekrar

12.19.2014 § 0

   Suratıma bakıp o soruyu soran kaçıncı insansın? Tek kelimelik o soru: "Niye?" Çünkü ölmem gerekli. Çünkü ben sadece, nefes almayı sevmiyorum. Yıllarca tırnak içlerimde parçaları kalmış hayatımın yeniden kopup gittiğini görüyorum. Tek umudum olduğunu bildiğin halde ciğerimden koparıp kendini götürüyorsun. Parça parça, yavaş ve acımasızca... Bu acı sürekli; kahvemi içerken, sigara dumanı çekerken, yazı yazarken, insanlarla konuşurken, bilet sırası beklerken, uyurken, çiçeğimi sularken, içimden şehirler geçerken... Her nefes alışımda kendini söküp götürdüğün yerden batıyor, daha fazla şiddetlenmesin istiyorum. Yerini kestiremiyorum, durduramıyorum, alışıyorum ama yaşayamıyorum. Her gün parça parça ölmeme ses etmiyorsun ama bi' anda bitsin istediğim için benden tiksiniyorsun.
   Ölmem gerek, diyorum. Bi' bakıyorum, yine doğurmuşlar beni. Kaçıncı doğumumu kutluyorum? Kaç doğum günüm var? Hangisinin esas benliğim olduğunu bile karıştırıyorum. Hangisi olmam gereken ben, hangisi olduğum, hangisi olmak istediğim? Kimsenin sikinde olduğunu sanmıyorum. Tek dertleri "niye?" Çünkü ben size her gün ölüyorum diye bağırıyorum. Duymamazlıktan gelip geçiştirdikten sonra karşıma gelip bu soruyu sorma cesaretini buluyorsunuz. Suçluyorsunuz. Vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. Yerlere tükürüyorum suratlarınız yerine. Bu sefer senin ayaklarının dibinde tükürüğüm. Bundan senin yerine ben utanç duyuyorum.
   Saatlerdir uyuyup uyanıyorum. Her uyandığımda etrafa bakıp zıpkın gibi inen o acıyı hatırlıyorum. Ne zaman geldim, neredeyim, ne zamandır bu haldeyim, saat kaç ve niçin hala yaşıyorum? Ölüme meydan okuyanları görüyorum çarşaflar arasında çırılçıplak. Bense yaşama meydan okudum diye buradayım. Neden diyorum, ölüm, neden onların peşini bırakıp beni teslim almıyorsun?
   Kuşlara, betonlara, insanlara duygusuzca bakıyorum. Artık tek acı boğazımdaki hortum. İğneler girip çıkıyor etlerime; bir, iki, üç... Sonra saymayı bırakıyorum. Artık bedenim de hissizleşiyor. Konuşmak sanki daha bi' anlamsızlaşmış geliyor. Sigara diyorum, n'olur bi' sigara! Cevap yok. Evet, artık konuşmak bile anlamsızmış. O saatten sonra ben de susuyorum. Haftalardır güneşi ilk defa görüyorum, perdenin kenarından sızmış ince şerit halinde duvarda asılı. Gülüyorum. Ama kahkahalarla... Ağız dolusu bi' siktir çekiyorum. Feryatlar, nasihatlar, ağlamalar sarıyor saatlerce etrafımı. Bi' tek seni duymuyorum. Benim güneşe çektiğim muameleyi sen de bana çekiyorsun.
Bi' adam arıyor iki gün sonra. Bi' tek o ağlatıyor beni. "Tüm gece..." diyor, "her gece neleri görüyorum. Ama sen aklımdan çıkmıyorsun. Çünkü sonunu görüyorum. Bu hikayelerin sonunu biliyorum. Ölüm bi' alışkanlık olacak ve sen bi' gün sonunda başaracaksın." Uzun zamandır duyduğum en güzel cümle... Şimdi uyuyacağım.