Güz bana

11.12.2017 § 0

Yaz nolur, okuyayım. Yaz gibi yaz, umut ver bana farketmez, ben aldanırım. Olacakmışçasına, olmalıymış gibi yaz bana. Hikayeler anlat. Okurum, kanarım, avunurum. Yaz sıcaklığında kahkahalara boğulurum.

Güz nolur, okuyayım. Güz gibi yaz, sol bana farketmez, ben yeniden canlandırırım. Her şey olabilirmiş gibi hüzünle gülümse bana. Solmuş gülleri anlat. Dinlerim, onlara bakarım, yeniden canlandırırım. Güz ayazında haykırışlara boğulurum.

Bir

5.07.2017 § 0

Bir tek ben, kendim, kedim ve şarabım kalıyoruz bazen. Kedimi çok özlüyorum, oysa her zaman yanımda ama her zaman patilerini koklatmıyor. Koklamadan özlemim geçmez benim. Oysa her zaman benle oynamak için can atıyor. Ellerim yara bere, oyun anlayışı çok nazik. Oyunları severim, özellikle nazik olanları, kollarımı yara bere içinde bırakan. Kediler yalnızca patilerinden terler. Çok içiyorum bazen. O anlık akıl duraklamaları sarhoşken ve özlemler. Çok içiyorum her zaman.

Sigarayı bırakmıştım, niye başladım yeniden bilmiyorum. Nefes alabilsem bazen. Aslında sorun ne biliyor musun; nefes alıyorum her zaman.

Derin derin nefes alabilsem. Yarım her zaman.

Hiç tanımadığım insanlarla tanışıyorum. Tanıdıklarımdan midem bulanıyor. Saçlarıma düğüm atamamak canımı sıkıyor. Tanımadığım insanlara sarılınca geçiyor. Tanıdıklarımı da özlüyorum bazen. Gerçekten, bazen.

Şarabım bitmedi ama sigaram bitiyor, filmim bitiyor, şarkım bitiyor. Bu benim canımı sıkıyor. Canıma tak ediyor. Şarkı oku, film dinle, şiir izle bana.

Son dalımı kimin şerefine yakayım? 

Tabi ki kedimin.

Çok büyük kararlar versem, vazgeçirirsin; bilirim. Kararlarımı ne danışırım ne anlatırım sana. Gücünün farkındayım senin, kendimin, kedimin.

Erken kalkmam gereken her sabahın gecesinde çok içiyorum. Çocukluğumu çok özlüyorum, pek parlak geçmese de. Şimdimi sen düşün.

Bir adam, kendimden çok beni seven, yastığımda yorganımda. Bir adam nasıl olduğumu bile sormaya cesaret edemeyen. Bir adam çok seven. Bir adam yatıp uyuyan, ben ağlarken, yaralarım henüz kanarken. Bir adam düşün, her anımı canlı canlı yaşayıp bilen. Bir adam düşün, yine de vazgeçmeyen.

Buralarda zamanım daralıyor, ömrüm de.


Yol

2.26.2017 § 0

Bir gün çok uzun yollar gittim.
Sağa sola tohumlar ektim,
açmış çiçeklerin köklerini deştim.
Çok sıkılıp rahmimi dölledim,
Ölü çocuk doğurdum sonra kendimi geberttim.
Saat tik takları kadar hızlı dirildim,
Ölürken çok açtım
Dirildiğimde bebeğimin cesedini yedim.

Kimse soru sormadı
Kimseye cevap vermedim.
Önümde yıllar yılı solup gitmiş
Çerçeve boyunca duvarı islemiş
Çirkin bir cellat fotoğrafını izledim.
Saat durmadan tik tak
Beynimi saatle fotoğrafın arasına
Duvarın tam ortasına çiviledim.

Ölü çocuk doğurdum
Sonra kendimi geberttim.
Yanımda bir esmer ten sürükledim
Çok nefesini kestim yine de
Cehenneme götüremedim.

Esmer adam soldu çürüdü
Bebeğim öldü
Öyleyse
Ben niye dirildim?


3.24.2016 § 0

Yalanlarınız daimi olsun, efendim.

Nadir İnsanlar Böyleyiz

12.03.2015 § 1

   Hayatınıza değip geçen herkesi sikersiniz. Nasibini almadan kimse çıkamaz günlerinizden. Annenizi, babanızı, sevgilinizi, arkadaşlarınızı, kardeşlerinizi, tek geceliklerinizi, eski sevgililerinizi, yeni seveceklerinizi ve halihazırda sevdiklerinizi hiç durmadan, her gün daha büyük bir gayretle sikersiniz.
   Kemiklerine çakılmış bir çivi gibi durursunuz vücutlarında. Her hareketlerinde batarsınız. Her hareketinizle kanatırsınız. İşe nadiren yarayan, yokluğu aranmayan ama ihtiyaç halinde onsuz olmayan, çoğu zaman ayaklara batmasın diye sıkı sıkı sarmalanıp bir yerlerde istiflenip unutulan, çocukların ulaşılamayacağı yerlerde saklanan, GRİ renkli, ucu sivri şekillendirilmiş salak bir demir parçası olmayı elbette siz seçmezdiniz. Lüzmu olmayan, çirkin bir çiviyi kendi duvarlarına çakmayı elbette onlar seçmezlerdi. Neden sebep, yine de söküp atmazlar. Her gün biraz körelir ümidiyle izler dururlar. Siz, her gün daha çok aşındırırsınız o duvarı.
   Gün gelir, delik genişler. Yalama olur, çivi düşer. Delik kapanmaz. Delik çirkindir. Deliğin izi kalır. O delik başka çivi tutmaz. Çiviyi yerden alırlar. İstiflerler. İhtiyaç halinde başka yere çakarlar.

Yan.

10.01.2015 § 1

Yanmadıkça yazamıyorum demiştim ben sana. Şimdi yazıyorum, bak.

Zıvana

3.16.2015 § 3

   Kana kana yaşamak istiyorum, sadece yaşamak istiyorum, ben niçin yaşayamıyorum? Hayattan bıktım'lık değil bu, ölmek istiyorum'luk değil, yaşamak istiyorum'luk. Yaşamak istiyorum diye haykırırken parça parça kendimi gömmeye devam ediyorum. Yaşamak ya da ölmek işini bi' türlü beceremiyorum ben, ikisinden birini tam yapabilsem her şey hallolacak aslında.

   Muhalif olmaya odakladığım beynimi öyle iyi eğitmişim ki bana bile karşı geliyor artık. Ne düşüncelerimi ne bedenimi kontrol edebiliyorum. Bedenime verilen emirlerden bilgim yok. Uygulanan emirleri de sonradan fark ediyorum. Elimi kolumu istemsiz hareket ettirip bi' yerlere çarpmaktan evde kırılmadık bardak kalmadı (Acaba yarısı dolu muydu?). İstemeden kırdığım bardağa istediğimde uzanmam içinse otuz saniye boş boş bakmam gerekiyor önce (Acaba yarısı boş muydu?). Ne halt ediyor beynim? Ne halt ediyor bedenim? Zıvanadan çıktım. Ben bardağın dolusunu da boşunu da göremedim, tuzla buz oldu.

   Beş dakika içinde istemsiz değişen şeyler artık duygularım değil, düşüncelerim. Bu kötü bi'şey. Hangi bilgi doğruydu, karıştırıyorum. Hangisi gerçekti, hangisi kafamda kurduklarım; ayırt edemiyorum (Belki de bardak hiç yoktu).

Adsız Özlem

2.24.2015 § 0

Gerçekler nerde, hüzünler çoğalmış.
Aşk için kurduğum düşlerin yerini,
Kocaman yanılgılar almış.

Geriye dönemem, ölümden beterdir yenilgiler.
Gözyaşlarım birer birer, uykularımda toplanmış.

Gece oldu, sözüm bitti, uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
Tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın, ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?

Sevgiler nerde, gerçekler yalanmış.
Aşk için kurduğum düşlerin yerini,
Kocaman yanılgılar almış.

Günleri geçiremem, kalbimden düşer sevişmeler.
Gidişlerim birer birer, özleminde çoğalır.

Gece oldu, sözüm bitti, uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
Tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın, ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?
Murat Yılmazyıldırım 

"Asi ve Mavi"

2.04.2015 § 0

"Sesime ses değse çığlık oluyor."



Tekrar

12.19.2014 § 0

   Suratıma bakıp o soruyu soran kaçıncı insansın? Tek kelimelik o soru: "Niye?" Çünkü ölmem gerekli. Çünkü ben sadece, nefes almayı sevmiyorum. Yıllarca tırnak içlerimde parçaları kalmış hayatımın yeniden kopup gittiğini görüyorum. Tek umudum olduğunu bildiğin halde ciğerimden koparıp kendini götürüyorsun. Parça parça, yavaş ve acımasızca... Bu acı sürekli; kahvemi içerken, sigara dumanı çekerken, yazı yazarken, insanlarla konuşurken, bilet sırası beklerken, uyurken, çiçeğimi sularken, içimden şehirler geçerken... Her nefes alışımda kendini söküp götürdüğün yerden batıyor, daha fazla şiddetlenmesin istiyorum. Yerini kestiremiyorum, durduramıyorum, alışıyorum ama yaşayamıyorum. Her gün parça parça ölmeme ses etmiyorsun ama bi' anda bitsin istediğim için benden tiksiniyorsun.
   Ölmem gerek, diyorum. Bi' bakıyorum, yine doğurmuşlar beni. Kaçıncı doğumumu kutluyorum? Kaç doğum günüm var? Hangisinin esas benliğim olduğunu bile karıştırıyorum. Hangisi olmam gereken ben, hangisi olduğum, hangisi olmak istediğim? Kimsenin sikinde olduğunu sanmıyorum. Tek dertleri "niye?" Çünkü ben size her gün ölüyorum diye bağırıyorum. Duymamazlıktan gelip geçiştirdikten sonra karşıma gelip bu soruyu sorma cesaretini buluyorsunuz. Suçluyorsunuz. Vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. Yerlere tükürüyorum suratlarınız yerine. Bu sefer senin ayaklarının dibinde tükürüğüm. Bundan senin yerine ben utanç duyuyorum.
   Saatlerdir uyuyup uyanıyorum. Her uyandığımda etrafa bakıp zıpkın gibi inen o acıyı hatırlıyorum. Ne zaman geldim, neredeyim, ne zamandır bu haldeyim, saat kaç ve niçin hala yaşıyorum? Ölüme meydan okuyanları görüyorum çarşaflar arasında çırılçıplak. Bense yaşama meydan okudum diye buradayım. Neden diyorum, ölüm, neden onların peşini bırakıp beni teslim almıyorsun?
   Kuşlara, betonlara, insanlara duygusuzca bakıyorum. Artık tek acı boğazımdaki hortum. İğneler girip çıkıyor etlerime; bir, iki, üç... Sonra saymayı bırakıyorum. Artık bedenim de hissizleşiyor. Konuşmak sanki daha bi' anlamsızlaşmış geliyor. Sigara diyorum, n'olur bi' sigara! Cevap yok. Evet, artık konuşmak bile anlamsızmış. O saatten sonra ben de susuyorum. Haftalardır güneşi ilk defa görüyorum, perdenin kenarından sızmış ince şerit halinde duvarda asılı. Gülüyorum. Ama kahkahalarla... Ağız dolusu bi' siktir çekiyorum. Feryatlar, nasihatlar, ağlamalar sarıyor saatlerce etrafımı. Bi' tek seni duymuyorum. Benim güneşe çektiğim muameleyi sen de bana çekiyorsun.
Bi' adam arıyor iki gün sonra. Bi' tek o ağlatıyor beni. "Tüm gece..." diyor, "her gece neleri görüyorum. Ama sen aklımdan çıkmıyorsun. Çünkü sonunu görüyorum. Bu hikayelerin sonunu biliyorum. Ölüm bi' alışkanlık olacak ve sen bi' gün sonunda başaracaksın." Uzun zamandır duyduğum en güzel cümle... Şimdi uyuyacağım.